Ana içeriğe atla

 

Yoga eğitmenliği yolculuğum, yalnızca kendi pratiğimi geliştirmek ya da öğrendiklerimi başkalarına aktarmayı öğrenmekten ibaret olmadı. Aslında bakarsanız başlangıçta eğitmenliği biraz böyle düşünüyordum ama sonra konu çok çok farklı yerlere gitti…

Eğitim, ne kadar çok şey bilmediğimi fark ettiğim ve her adımda biraz daha öğrendiğim bir süreç oldu. Öyle ki merakla ilerledikçe daha fazla ilerlemek, öğrendikçe daha çok öğrenmek istedim.

Öncelikle bedenle kurduğunuz ilişki değişmeye başlıyor.

Başlangıçta bir pozu yapıp yapamadığınıza, ne kadar esnek ya da güçlü olduğunuza odaklanırken eğitmenlik yolunda ilerledikçe başka şeyleri merak etmeye başlıyorsunuz:

Bu poz bedende nasıl bir etki yaratıyor?

Hangi beden için uygun?

Pratik eden kişide nasıl bir his oluşturabilir?

Bir pratiği nasıl güvenli ve dengeli hâle getirebilirim?

Farklı bedenler ve ihtiyaçlar için nasıl varyasyonlar oluşturabilirim?

Bir eğitmen olarak karşımdaki insanı gerçekten nasıl görebilirim?

Benim için eğitmenlik tam da bu sorularla başka bir anlam kazanmaya başladı.

Bir Dersin Görünmeyen Tarafı

Hem bir Pilates eğitmeni olarak hem de yıllarca farklı ülkelerde ve farklı disiplinlerde sayısız derse katılmış biri olarak pek çok eğitmenle çalışma fırsatım oldu. Bu nedenle derslerin ve sekansların nasıl oluşturulduğuna dair kendimce bazı fikirlerim vardı.

Ancak yoga eğitimimle birlikte, bir dersin dışarıdan görünen akışının arkasında anatomi, nefes, tempo, geçişler, niyet ve güvenlik gibi pek çok farklı katman olduğunu daha iyi anlamaya başladım.

Bir sekansın belirli prensipleri ve sınırları olduğunu, ama aynı zamanda kişinin bedenine ve ihtiyacına göre uyarlanabilecek bir esneklik taşıdığını gördüm.

Fakat asıl dönüşüm, “öğretmek” kelimesine bakışımda oldu.

İyi bir eğitmenin her şeyi bilen kişi olmadığını düşünüyorum.

İyi bir eğitmen; karşısındaki bedeni dikkatle gözlemleyen, herkesi aynı kalıba sokmayan ve kendisi de öğrenmeye devam eden kişi.

Çünkü insanların bazen daha güçlü bir pratiğe, bazen yavaşlamaya, bazen de yalnızca nefes almaya ihtiyacı oluyor. Eğitmenlik biraz da bunu fark edebilmekle ilgili.

Çok enteresan ama ekran karşısında bile olsanız öğrencinizin o anki ihtiyacını zamanla hissetmeye başlıyorsunuz. Bazen önceden hazırladığınız plan değişiyor ve o an karşınızdaki insanların ihtiyacına göre bambaşka bir akış çıkıveriyor.

Ve sonuç?

Hafiflemiş bedenler, ferah zihinler, mutlu yogiler.

Peki Eğitmenlik Eğitimi Yalnızca Eğitmen Olmak İsteyenler İçin mi?

Eğitmenlik eğitimi denildiğinde insanın aklına doğal olarak ders vermek, bir grubun karşısına geçmek ve belki de eğitmenliği bir meslek olarak yapmak geliyor.

Oysa bir eğitmenlik eğitimine başlayan herkesin amacı sonunda mutlaka eğitmen olmak değil.

Bazen insan yalnızca kendi pratiğinde ilerlemek, bedenini daha yakından tanımak, kendisine iyi gelmek ya da uzun zamandır içinde taşıdığı bir merakın peşinden gitmek için de bu yolculuğa başlayabilir.

Ki bence kendine iyi gelmek, bu eğitime başlamak için harika bir motivasyon…

Çünkü eğitim boyunca yalnızca asanaları öğrenmiyorsunuz. Bedenin nasıl çalıştığını, nefesin pratiği nasıl değiştirdiğini, bir asananın neden ve hangi koşullarda güvenli olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.

Daha önce yalnızca “yapabiliyorum” ya da “yapamıyorum” diye baktığınız pozlara başka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz.

Bedeninizi zorlamak yerine onu dinlemeyi, ihtiyaçlarını fark etmeyi ve pratiğinizi o günkü hâlinize göre şekillendirmeyi öğreniyorsunuz.

Bu nedenle eğitmenlik eğitimi yalnızca başkalarına bir şey öğretmeye hazırlanmak değil; insanın önce kendi pratiğini, bedenini ve belki biraz da kendisini daha yakından tanıdığı kişisel bir süreç.

Bazen insan bu eğitime yalnızca merakla başlıyor. Sonra öğrendikleri çoğaldıkça, içinde biriken bilgiyi başkalarıyla paylaşma isteği doğuyor.

Ve belki de ancak o zaman eğitmen olmaya karar veriyor.

Belki de vermiyor.

Bunların hiçbiri diğerinden daha değerli ya da daha doğru değil.

Bir Sertifikadan Daha Fazlası

Lemon Tree’yi kurarken istediğimiz şey yalnızca insanların derslere katıldığı bir platform yaratmak değildi. İnsanların kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri, bedenleriyle daha bilinçli bir ilişki kurabilecekleri bir alan oluşturmak istedik.

Bu nedenle eğitmenlik eğitimini de yalnızca bir sertifika süreci olarak görmüyoruz.

Elbette eğitmenlik eğitimleri, ders vermek isteyenler için güçlü ve kapsamlı bir başlangıç sunuyor. Ancak eğitimin gerçek değeri yalnızca sonunda alınan sertifikada değil, süreç boyunca öğrendiklerinizde ve bunların sizde yarattığı değişimde saklı.

Belki eğitimin sonunda ders vermeye başlayacaksınız.

Belki kendi pratiğiniz bambaşka bir derinliğe ulaşacak.

Belki de bugün henüz adını koyamadığınız, hatta hayal bile etmediğiniz yeni bir yol açılacak.

Herkes bu yolculuğa aynı nedenle başlamak zorunda değil.

Bazen merak yeterli.

Bazen kendinize iyi gelecek bir şey yapmak istemeniz yeterli.

Bazen de yalnızca içinizde beliren:

“Ben bunu daha derinden öğrenmek istiyorum.”

hissi yeterli.

Öğrenmek Bitmiyor

Ben de bu yolda hâlâ öğreniyorum.

Her eğitim, her ders ve karşılaştığım her farklı beden bana yeni bir şey öğretiyor.

Belki de bu sürecin en sevdiğim tarafı bu:

Eğitmen olduktan sonra öğrenmek bitmiyor. Tam tersine, asıl öğrenme o zaman başlıyor.

Eğitmenlik bir anda ulaşılan bir unvan değil.

Bir eğitimi bitirip sertifikanızı aldığınız anda tamamlanan bir süreç hiç değil.

Zamanla, merakla, pratikle ve öğrenmeye devam etme cesaretiyle şekillenen bir yol…

Sevgiyle,

Pınar Sungur

Lemon Tree Yoga

Sınırsız Üyelik Paketlerimiz

  • Üyelik boyunca sınırsız canlı ders katılımı
  • Geniş video kütüphanesine kesintisiz erişim
  • Farklı eğitmenlerle çalışma imkânı
  • Esnek program: dilediğin zaman, dilediğin yerden pratik
Yoga Tanışma Paketi 3,700₺
3 Aylık Yoga Paketi 6,900₺
6 Aylık Yoga Paketi 11,900₺
Yıllık Yoga Paketi 22,900₺
lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga
lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga
lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga lemon tree yoga